Berlin’de Üç Gün

14,00 -30%

 “… bu kitap bir yadigâr-ı seyahat olduğundan kendi müşahedât ve ihtisasâtımdan başka şeyleri içermesini gönlüm caiz görmemektedir.”

  
Stok kodu: 9786055904074 Kategoriler: ,

 “… bu kitap bir yadigâr-ı seyahat olduğundan kendi müşahedât ve ihtisasâtımdan başka şeyleri içermesini gönlüm caiz görmemektedir.”

Yalnızca gördüklerini ve hissettiklerini yazdığını söyleyen Ahmet Mithat, acaba Berlin’de neler görmüş, neler düşünmüş, neleri özellikle göz önünde tutmuştur? Önceden düşünmediklerimizi, tasarlamadıklarımızı kolay kolay görebilir miyiz?

Berlin’de Üç Gün Ahmet Mithat’ın bin sayfayı aşkın Avrupa seyahatnamesinin Berlin’i anlatan bölümünü ilk kez Latin harfleriyle okuyucuya sunarken, “Doğulu” bir aydının, “Batı”yı nasıl gördüğünü, nasıl algıladığını, dahası bugün de aynı sorun ve soruları içeren “Batı” kurgumuzu gözler önüne seriyor.

Çeviren

İlk basım tarihi

Şubat 2009

ISBN

978-605-5904-07-4

Editör

Sayfa sayısı

126

Boyutlar

13×19,5 cm

Kâğıt

70 gr. Enso

Kapak

300 gr. Mat Kuşe

Author Picture

Ahmet Mithat

1844’te İstanbul’da doğdu, ilköğrenimine Vidin’de başladı. 1857’de İstanbul’a döndü. Mithat Paşa 1861’de Niş Valiliği’ne atanınca, onun yanında çalışan ağabeyiyle birlikte oraya yerleşti ve rüştiyeyi Niş’te bitirdi. Çalışkanlığıyla Mithat Paşa’nın dikkatini çekti. Paşa ona kendi adını verdi, böylece adı Ahmet Mithat oldu. Bu arada özel dersler alarak Fransızcasını ilerletti. 1866’da çevirmen olarak gittiği Sofya’da evlendi. Tuna gazetesinin başyazarı oldu (1869). Aynı yıl Mithat Paşa ile birlikte Bağdat’a gitti. ı871’de ağabeyi ölünce İstanbul’a döndü. Basiret gazetesine yazılar yazdı. 1872’de Devir ve Bedir adlarında iki gazete çıkardı. Bu gazeteler kapatılınca Dağarcık ve Kırkambar dergilerini yayımladı. Bu dergilerde çıkan yazılar nedeniyle Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik gibi yazarlarla birlik-te Rodos’a sürgüne gönderildi. V. Murat tahta çıkınca bağışlanarak İstanbul’a döndü (1876). Aynı yıl İttihat gazetesini yayımlamaya başladı. Muhalif tutumunu yumuşatarak II. Abdülhamit’e yakınlaştı. 1878’de Tercümanı Hakikat gazetesini kurdu. 1895’te Sabah gazetesinde yayınlanan Dekadanlar başlıklı yazısıyla Serveti Fünun’u eleştirdi. Yazarlığı bıraktıktan sonra Darülfünun’da dünya tarihi ve dinler tarihi dersleri verdi. 1912’de İstanbul’da öldü. Pek çok yapıtından bazıları: Kıssadan Hisse (öyküler, 1869), Ekonomi Politik (inceleme, 1879), İlhamat ve Tagligat (ruhbilim, 1885), Müşahedat (roman, 1891), Avrupa’da Bir Cevelan (gezi, 1890).

Güncelleniyor…